Zeytin ağacı tarih boyunca pek çok uygarlık tarafından en fazla ilgi gören ağaç türü olmuştur. Bu ilgi mitolojik hikayelere yanısıdığı gibi sanata da yansımıştır. Özellikle Rönesans'la beraber sanatçılar bakış açılarını gerçek dünyaya yöneltmeye başlarlar. Bunun sonucunda da sanatçılar Hristiyanlık ile ilgili olan hikayeleri, mitolojik hikayelerin referansıyla işlemeye başlarlar. Bu hikayelerde özellikle zeytin ağacı önemli bir yer edinmeye başlar. Bu öyle bir hale gelir ki haytında hiç zeytin ağacı görmeyen sanatçılar bile, başka sanatçıların eserlerinde yer alan zeytin ağaçlarından esinlenerek ve kendi hayal dünyalarında şekillendirerek zeytin ağacına eserlerinde yer verirler. Zeytin ağacı konusunda en fazla çalışma yapan sanatçılardan biri Van Gogh'tur. Saint Remy'de bulunan zeytinliklerin resmini yapabilmek için aylarca çalışma yapan Van Gogh, yaptığı onlarca etüdü kardeşine yollar. Mektubunda zeytin ağacına yönelik şu düşüncelere yer verir: " Zeytin ağacı bizim Kuzey’deki söğüt kadar de¬ğişken. Bilirsin söğüt, ilk ağızda monoton görünmesine karşın çok çarpıcı bir ağaçtır ve içinde yetiştiği yöreyle tam uyum içindedir. Şimdi, bizim ora¬larda söğüt neyse, zeytin ile selvi de burada aynen o anlama geliyor. " Van Gogh kardeşine yolladığı başka bir mektubunda da şu ifadeye yer verir: " İlerde zeytin ağaçlarıyla kaplı bir tepenin üstünde yıkık bir manastır resmetmek istediğini söyler. "